2013 yılında, BA-Works ekibi, iş analizi alanındaki deneyimlerini ve bilgi birikimlerini paylaşmalarına yardımcı olacak bir kitap yazmaya karar verdi. Ekip; kitabın içeriğinin oluşturulması, yayınlanması ve pazarlanmasından sorumlu bir çalışma grubu oluşturdu. Dokuz aylık sıkı bir çalışmanın ardından kitap, amazon.com’da yayınlanmaya hazır oldu.

Maalesef, ekip ilk baskının satış rakamlarından dolayı hayal kırıklığına uğradı. Kitap ilk 3 aylık dönemde yalnızca birkaç kopya sattı. Ekip, içeriğin kalitesinden emindi ancak kitabın konumlandırması ve pazarlaması konusunda ters giden bir şeyler olduğunu hissediyordu. BA-Works ekibi, bu challenge’ı çözmek için design thinking metodolojisini uyguladı.

İlk baskının hazırlanmasında hedef kitlenin geri bildirimini almayı göz ardı eden grup, mümkün olduğu kadar çok iş analisti ile görüşmeye karar verdi. Hedef kitle 2 persona olarak sınıflandırıldı: 3 yıldan az deneyimi olan iş analistleri veya takım lideri ve yönetici olan deneyimli iş analistleri. Özellikle BA-Works’ün eğitimlerine katılan kişilerle görüşmeler yapıldı. Görüşülen kişilerin geri bildirimleri gruplandırıldı ve affinity diyagramlar üzerinde analiz edildi. Çalışma grubu aşağıdaki içgörüleri belirledi:

  • Deneyimli iş analisti grubu mentorluk almakla daha çok ilgilenirken, 3 yıldan az deneyimi olan iş analistleri ağırlıklı olarak iş analizi metodolojileri ve teknikleri hakkında bilgi almakla ilgilendi.
  • Hedef kitle, kısa iş gezileri için taşıması daha kolay kitapları tercih edeceklerini belirtti.
  • Kitabın ilk baskısının başlığı ‘Yazılım Gereksinim Yönetiminin Thales Yolu’ idi. Araştırmaya katılanların neredeyse tamamı, bu ismin otantik ve çekici olmaktan ziyade, eski bir kitap gibi hissettirdiğini dile getirdi.
  • İş analisti kitapları için hangi arama kriterlerini kullandıkları sorulduğunda, katılımcılar “iş analizi kitabı” veya “iş analisti kitabı” anahtar kelimelerini kullandıklarını belirttiler. E-ticaret web sitelerinde kitabı alma kararını nasıl aldıkları sorulduğunda ise, pek çok kategori olduğu için bu sayede daha isabetli bir listelemeye ulaşabildiklerini söylediler.

Çalışma grubu bu içgörülere dayanarak, kitaptaki içeriği iki farklı kitap olarak ayırma kararı aldı. Kitaba yeni bölümler eklemek yerine, kitapların daha öz ve okunabilir olması için içeriğin bazı kısımları çıkartıldı. Ünlü romancı Antoine de Saint Exupery’nin sözü ekip için ilham kaynağı oldu: “Bir tasarımcı ekleyecek hiçbir şey kalmadığında değil, çıkartılması gereken hiçbir şey kalmadığında mükemmelliğe ulaştığını bilir.” Kitabın içeriği sadeleştirilirken, yanlış bir basitliğin ortaya çıkmaması için de Einstein’ın bir sözü ekip tarafından göz önünde bulundurulmuştur: “Her şey mümkün olduğunca basit olmalıdır, ancak daha basit olmamalıdır.”

Bütün bu design thinking ve doing eforlarının ardından, BA-Works ekibi “Business Analyst’s Mentor Book” kitabını yayınladı. Ekip satış rakamlarını büyük bir heyecanla kontrol etti. Birkaç günün ardından, satış grafiklerinde büyük bir artış görüldü. Kitap satışları her geçen gün katlanarak arttı. Kitap birkaç ay içinde ‘Amazon System Analysis and Design’ kategorisinde en çok satan kitap olarak listelendi.

Kitapla alakalı eleştiriler yayınlanmaya başladıkça, ekip daha çok motive oldu çünkü design thinking sırasında elde ettikleri içgörülerin gerçek olduğunu ve başarılarının temel sebebinin de bu süreçte aldıkları kararlar olduğunu gördüler.

Kitabın aldığı birtakım olumsuz yorumlar da vardı; çünkü bazı okuyucular araçlar ve teknikler hakkında daha çok bilgi ve örnek görmek istiyordu. BA-Works ekibi, bu içgörüyü bir sonraki kitaplarını yaratırken kullandı. 2015 yılında iş analizi araçlarını ve tekniklerini içeren “Business Analysis Methodology Book” yayınlandı. Araçların ve tekniklerin daha pratik bir şekilde açıklanması için örnek proje dökümanları ve diyagramlarıyla gerçek bir case-study çalışması da dahil edildi.

Bu iki kitap da, yayınlanmasından bu yana yirmiden fazla ülkede binlerce kopya sattı. Bu da, BA-Works ekibinin bölgeselden ziyade global bir düşünce lideri olmasını hızlandırdı.  Ayrıca ekibin yalnızca “yeniyi” yaratarak değil, aynı zamanda “paylaşması” ile de motive olmasına yardımcı oldu.