Skip to main content

Sıklıkla; dijital dönüşüm, dijitalleşme, dijital yıkım (digital disruption), dijital servisler ve daha birçok buzzword duyuyoruz. İş analisti olan bizler için ifade ettiklerini düşünme fırsatı bulamadan günlük işlerimizde kayboluyoruz. Bir yandan analizini, yürütmesini ve takibini yaptığımız projeler, diğer yandan canlı ortam bakımları, çevik (agile) yazılım geliştirme akımına uyum, yeri geldiğinde test ekiplerine destek derken iş tanımımızı derinden etkileyebilecek bir dönüşüme ayak uydurmakta zorlanabiliyoruz.

Dijital dönüşüm genellikle; 

  • Büyük Veri
  • İş Zekası
  • Nesnelerin İnterneti  (Internet of things – IoT)
  • Güvenlik
  • Yapay Zeka (AI)
  • Makine Öğrenmesi (Machine learning) 

başlıkları altında karşımıza çıkıyor. Tüm bu kalemler önümüzdeki yüzyılda iş yapma biçimlerimizi derinden etkileyecek, ancak ilk ve ses getiren etkiyi liste başı olan büyük veri ve verinin işlenmesi yarattı.

Almanya’da başlayan ve endüstrileşme sürecinde büyük değişimlere olanak sağlayacak Endüstri 4.0 devrimi tüm dünyayı etkiliyor. Geleneksel üretim model ve süreçlerini teknolojiyle harmanlama, böylece süreçlerde ve üretim bandında iyileştirme sağlayarak üretimde zirveyi elde tutma amacıyla başlayan bu hareket önümüzdeki yüzyılda hayatımızı oldukça etkileyecek gibi görünüyor. Endüstri 4.0 üreticilere ve hizmet sağlayıcılara hangi konu üzerine yoğunlaşılması gerektiği bilgisine sahip olarak operasyonlarını hızlı ve etkin şekilde iyileştirme fırsatı sunuyor. 

Dördüncü endüstriyel devrim veriyi ön planda tutuyor. Verinin toplanma şekli, analiz edilmesi ve doğru kararlar alınması için kullanılması kurumlara rekabet avantajı sağlıyor. Yalnızca yeni ürünlerin belirlenmesinde rekabet avantajı yaratmakla kalmayıp aynı zamanda dijital servislerle ürünlerin etkileşiminden doğacak verilerin analizi de iş süreçlerinin geliştirilmesi için bir gösterge olabiliyor. Örneğin bir hata durumunda hatanın nerede olduğunu belirten bir makine veya çözüm önerisi üreten bir kod bloğu. Dolayısıyla verinin işlenmesiyle kurumlar karar verme süreçlerinde destekleyici bilgiler edinmiş oluyor.

Stratejik kararlar verirken rekabet avantajı sağlayacak en önemli kavram İş Zekası. Geleneksel yaklaşımdan farklı olarak Endüstri 4.0 teknolojilerinden gelen çok büyük veri ile çalışılmalı. Bu teknolojiler ile veriler işlenip anlamlandırılmalı ve karar verme süreçlerinde kurumlara değer katacak şekilde kullanılmalı.

Endüstri 4.0 teknolojilerinin ürettiği veri hızına rağmen, üretilen verinin işlenmesi ve kullanılması bir adım geride kaldı. İş analistleri olarak vizyonumuzu bu noktada ortaya koyup değer katabiliriz. İş bilgimizi ve analitik uzmanlığımızı ve yeni teknolojileri verinin uygun şekillerde toplanması, analiz edilmesi için kullanıp, karar verecek mercilere önerilerimizi sunabiliriz. Gerçek zamanlı veriler liderlerin daha bilgiye dayalı karar vermesine olanak sağlar. Müşteri verilerinin analizi ve bu analizlerin işaret ettiği trendlerin yorumlanması ile birlikte kurumlar müşterilerinin ihtiyaç ve isteklerine dayalı ürün ve hizmet oluşturabilir, bu sayede rekabet avantajı sağlayarak müşteri bağlılığı yaratabilirler. Karar verici biz olmasak bile, verilerle desteklenmiş önerilerin değerlendirilmesi çok daha etkin ve verimli olacaktır.

Paydaşlara değer katan çözümler sunabilmek için iş analisti, iş zekası verilerinin işlenmesine ışık tutar ve direkt veriden veya işlenen veri raporundan içgörü oluşturarak bir iş problemine çözüm önerisi tasarlar ve iş gelişimini sağlar. Bu şapkayı giymiş ve bu bakış açısını kazanmış bir iş analisti operasyonel, stratejik ve taktik tüm seviyelerde ürün veya hizmete değer katabilir, bir problem için uygun çözüm tasarımını yapabilir.

Meltem İPEK UMUTLU

Kıdemli İş Analisti, BA-Works