Design Thinking, “organizasyonun anlamını yeniden tanımlayan şirketler” tarafından uygulandığında, şirketlerin gerçek potansiyelini ortaya çıkartan bir metodolojidir.

Jim Whitehurst’ün “The Open Organization” kitabında çok güzel bir şekilde tanımladığı gibi, yalnızca özgün bir amacı olan kuruluşlar çalışanlarına ve müşterilerine bağlanabilir ve bunlar arasında tutku yaratabilir. Bu şirketler katma değerlerini yalnızca gelir veya kâr gibi somut ölçeklerle değil; aynı zamanda çalışanları, müşterileri ve kamu için yarattıkları sosyal değer açısından ölçer. Theodore Roosevelt Malloch’un da belirttiği gibi: “Vizyon sahibi bir şirket, kârı bir biyoloğun oksijeni anladığı gibi anlar; oksijen yaşamın temel amacı değildir, ama oksijensiz yaşam da var olmaz.”

Benzer şekilde, vizyon sahibi, açık bir organizasyonda insanlar sayılara değil, gerçek şeylere katkıda bulunurlar. Sayısal kilit performans göstergeleriyle (KPI) değil, bölgelerindeki insanlar için değer yaratırken edindikleri deneyimlerle motive olurlar. Ünlü sanatçı Mark Rothko’nun dediği gibi: “Bir resim, bir deneyimin resmi değildir; deneyimin ta kendisidir.”

Örneğin, bir sağlık kurumu sadece hastalarından elde edilen gelire değil, aynı zamanda kaçının iyileştirildiğine de odaklanmalıdır. Bir finans kurumu yalnızca mortgage kredisinin büyüklüğüne değil, aynı zamanda ilk evlerini satın almak için kaç yeni çifte yardım ettiğine de odaklanmalıdır. Bir sigorta şirketi sadece poliçe büyüklüğüne değil, bir kazadan veya olaydan sonra kaç müşterisinin korunduğuna veya kurtarıldığına da odaklanmalıdır.

Francis of Assisi’nin de dedigi gibi; “Elleriyle çalışan, bir emekçidir. Elleriyle ve kafasıyla çalışan bir zanaatkârdır. Hem eliyle, hem kafasıyla, hem de kalbiyle çalışan bir sanatçıdır.”

İnsanlar kendilerini aşağıdaki gibi durumlar yaşadıklarında yalnızca bir çalışan gibi değil, sanatçı gibi de hissederler:

-İş arkadaşlarıyla güzel “an”lar yaşadıklarında

-Çalışırken sosyalleştiklerinde

-Başarıyı kutladıklarında ve başarısızlıkla ekip olarak yüzleştiklerinde

-Kendi rutininden çıktığında ve insiyatif alabildiğinde

-Yaratıcılık için düzen ve düzensizlik arasında denge kurabildiğinde

-Eğlenceli ve enerjik bir ortamda çalıştığında

Bütün bu faktörleri göz önünde aldığımızda, Design Thinking “Open Organization”lar için mükemmel bir eşleşmedir ve açık organizasyonlar design thinking’in gücünü ortaya çıkartmak için mükemmel ortamlardır.